top of page

Vaaz – Paskalya Devresi I. Salı günü, 7 Nisan 2026

  • 7 Nis
  • 2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 9 Nis


Paskalya haftasındayız. Bu hafta boyunca, Pazar gününe kadar her gün Paskalya’dır.


Bu o kadar büyük bir bayramdır ki haftanın her günü Paskalya olarak yaşanır. Bu haftanın İncil metinlerinde de Diriliş’ten sonra İsa’nın öğrencilerine görünüşlerini göreceğiz.


İsa dirilir ve gerçekten dirildiğini göstermek için öğrencilerine görünür. Bugünkü İncil metni bize Diriliş’ten sonraki en dokunaklı karşılaşmalardan birini sunar: Mecdelli Meryem ile İsa Mesih arasındaki buluşma.


Meryem mezarın önünde ağlamaktadır. Kalbi hüzün, kayıp ve özlemle doludur. Melekleri görmesine rağmen hâlâ anlamaz. Hatta İsa’yı gördüğünde bile O’nu tanımaz; onu bahçıvan sanır.


Bu bize önemli bir gerçeği gösterir: Acı ve karanlık içinde olduğumuzda, Allah çok yakınımızda olsa bile O’nu fark edemeyebiliriz. Ama her şey tek bir sözle değişir: “Meryem!” İsa onu adıyla çağırır.


Bu çok derin bir gerçektir: Allah bizi genel olarak değil, kişisel olarak tanır. O bizim hikâyemizi, yaralarımızı, yolculuğumuzu bilir.


İyi bir çoban gibi her birimizi ismimizle çağırır. Ve gerçek karşılaşma tam da burada başlar. Meryem kendi adını duyduğunda gözleri açılır. “Rabbuni!” (“Öğretmenim”) diye cevap verir. O anda hüznü sevince dönüşür. Bu artık yüzeysel bir mutluluk değil, Dirilmiş Rab ile karşılaşmadan doğan derin ve içsel bir sevinçtir.


Mecdelli Meryem’in hayatı, İsa’yla karşılaşmadan önce farklı arayışlarla doluydu (bkz. Lk 8,2). Bu da bize onun sevincinin daha çok geçici ve dış şartlara bağlı bir sevinç olduğunu gösterir; yani dünyevi bir sevinç.


Dünyevi sevinç:


  • Dış koşullara bağlıdır.


  • Geçicidir ve çabuk kaybolur.


  • Çoğu zaman ardından bir boşluk bırakır.


İçsel sevinç (İsa ile karşılaşmadan doğan):


  • İçten gelir, zor zamanlarda bile sürer.


  • Kalıcıdır, çünkü Allah’a dayanır.


  • Hayata anlam verir ve kalbi dönüştürür.


Meryem bu dönüşümü yaşar. Hikâyenin başında ağlayan bir kadındır; sonunda ise müjdeyi taşıyan biri olur: “Rab’bi gördüm!” Gerçekten İsa’yla karşılaşan kişi, bu sevinci içinde tutamaz; onu paylaşır.


Aziz Thomas, iki tür sevinçten söz eder. Biri, yüzeysel ve geçici bir sevinçtir; buna laetitia denebilir. Bu sevinç var olabilmek için dışsal şeylere bağlıdır ve çok çabuk sona erer. Diğeri ise gaudium denilen kalıcı ve derin sevinçtir. Bu sevinç hiçbir dışsal şeye bağlı değildir.


Bu sevinç, gerçeği bilmek, erdemli yaşamak ve Allah ile birleşmekle ortaya çıkar. Bu yüzden kalıcıdır. Sevinç, sevdiğimiz bir şeye sahip olduğumuzda ortaya çıkar.


Arayabileceğimiz en iyi ve en büyük şey Allah’tır. O’nun dirildiğini, aramızda yaşadığını ve O’nu Efkaristiya’da kabul edebileceğimizi bildiğimizde gerçekten mutlu olabiliriz. Ve dışarıdan gelen hiçbir şey bu sevincimizi değiştiremez.


Allah’ın her birimiz için kişisel bir sevgisi vardır. Hiçbir şey bu sevgiyi bizden alamaz. Sadece şeytan, dünyevi düşünceler, kendi kusurlarımız ve günahlarımız bizi Allah’tan uzaklaştırabilir.


Biz de ismimizle çağrılıyoruz. Kendi acılarımız, sorularımız ve arayışlarımız içinde, İsa bize yaklaşır ve bizi kişisel olarak çağırır.


Belki biz de Meryem gibi O’nu hemen tanımıyoruz. Ama O’nun sesini duyduğumuzda — Söz’de, duada, hayatın içinde — içimizde bir şey değişir.


Paskalya’nın çağrısı budur: hüzünden sevince, yüzeysellikten derinliğe, geçici mutluluktan gerçek sevince geçmek.


Rab’bin bizi ismimizle çağırdığını duymayı dileyelim. Ve O’nu tanıdığımızda, kimsenin elimizden alamayacağı o içsel sevinci yaşayalım. Ve Mecdelli Meryem gibi biz de hayatımızla diyelim: “Rab’bi gördüm!”


Meryem Ana, Paskalya’nın gerçek sevincini yaşamamıza yardım etsin.

 
 
 

Yorumlar


VAAZ

bottom of page