Vaaz – Cesur Olun! Ben’im, Korkmayın! (Matta 14,22-33) – 9 Ağustos 2026
- 9 Ağu
- 2 dakikada okunur

Bugünkü İncil’de, Matta Kitabı’ndan, İsa’nın, Allah’ın varlığının hayatımızda nasıl ortaya çıktığını gösterdiği çok önemli bir pasajı okuyoruz.
Krallar Kitabı’nın ilk okumasında, İlyas Horeb Dağı’nda dua ediyor.
Allah, İlyas’a kendini göstermek istediği için ondan dağa çıkıp dua etmesini istemişti.
Çoğu zaman sessizliği ve dua ortamını bulabilmek için biz de günlük faaliyetlerimizden uzaklaşmalı ve sessizlik içinde Allah’ı bulabilmeliyiz.
Allah kendini göstermeden önce şiddetli bir rüzgâr, bir zorluk gelir.
Bir rüzgâr, bir deprem ve bir ateş geldi, ama Allah bunların içinde değildi.
Allah öfkede, kinde, gürültüde ve hakarette kendini göstermez.
Öyleyse Allah kendini nasıl gösterir?
Krallar Kitabı’nda şöyle okuyoruz:
Ateşten sonra sakin, ince bir esinti sesi geldi. İlyas bunu işitince yüzünü cübbesiyle örttü ve dışarıya çıkıp mağaranın ağzında durdu.
Allah'ın varlığı fırtınayı yatıştırır. Bugünkü İncil mesajında da bunu görüyoruz.
İsa dağa dua etmeye gider ve havarilerine denizin öbür tarafına geçmelerini söyler.
İsa dua ediyordu ve ne olacağını biliyordu. Havarilerinin imanını sınamak istiyordu.
Şiddetli bir rüzgâr esti ve deniz çalkantılı hale geldi. Havariler, İsa’nın suların üzerinde yürüdüğünü gördüklerinde çok korktular, çünkü O’nu tanıyamadılar.
Geceydi, deniz dalgalıydı ve havariler korkuyorlardı. Sanki Allah orada değildi ve onlarla birlikte değildi.
Aynı şey bizim hayatımızda da olur. Çoğu zaman sorunlarla karşılaşırız, her şey karanlıkmış gibi gelir ve sorunlarımızdan bir çıkış yolu kalmamış gibi hissederiz.
Şiddetli bir rüzgâr esiyor ve dayanamayacakmışız gibi geliyor. Sanki Allah bizimle değilmiş gibi görünüyor.
Peki o zaman ne olur? Çoğu zaman Allah, imanımızı daha da sınamak için bizden daha büyük bir iman adımı atmamızı ister. Suyun üzerinde yürümemizi ister.
Gecenin, rüzgârın ve dalgalı denizin ötesinde, Allah bizden insanlara imkânsız gelen bir şeyi yapmamızı ister.
Yani, O bizden daha da büyük bir iman eylemi sergilememizi ister.
Bu, Allah’ın bizi asla terk etmediğini gösterir. Allah’ı terk eden, şüphelerimiz ve günahlarımızla bizleriz.
Ve iman eksikliğimiz, bugünkü İncil’de Petrus’un başına geldiği gibi, batmaya başlamamıza neden olur.
Peki İsa, Petrus’a ne der?
İmanı zayıf adam, neden şüphe ettin?
Eğer O’na sadık kalırsak, Allah bizi asla yok olmaya terk etmez.
İsa’nın bugün bize yaptığı çağrı, fırtınanın ortasında bile, hatta suların üzerinde yürümek zorunda kalsak bile, gerçek ve sağlam bir imana sahip olmamızdır.
İsa, hayatlarımızda pek çok mucize gerçekleştirebilir ve gerçekleştirir de. Sorun şu ki, zorluklara o kadar çok odaklanıyoruz ki, Allah’ın bize verdiklerini yeterince göremiyoruz.
Bugün İsa her birimize şöyle diyor:
Cesur olun! Ben’im, korkmayın!
Fırtınaların ve çalkantılı denizin ortasında, O bizimle olduğunu ve korkmamamız gerektiğini söylüyor.
İsa tekneye bindiğinde deniz sakinleşir ve O’nun aynı zamanda gerçek Allah olduğu ortaya çıkar. İlk okumada olduğu gibi, Allah İlyas’a hafif bir esinti olarak kendini gösterir.
Allah’ın varlığı, ciddi sorunlarla karşı karşıya olsak bile hayatlarımıza huzur getirir.
Çünkü zorluklar yaşayıp acı çekmek zorunda kalsak bile, Allah’ın bizim için en iyisini istediğine daima iman ederiz.
İmanla kabullenilen acı, bizi her zaman İsa’ya yaklaştırır.
Ve İsa, tüm acılarımızı ve omuzlarımızda taşıdığımız yükü hafifletebilecek tek kişidir. O, Barış Prensi’dir.
Bugün Meryem Ana’dan, imanımızda büyüyebilmemiz ve zorlukların ortasında bile cesaret sahibi olabilmemiz için lütuf dileyelim.



Yorumlar